Akıl Kendisini Nasıl Tasarlayabiliyor

Doğa bize akıl yeteneğini neden verdi? Görünüşleri anlamlandırıp, doğru kullanabilmemiz için. Peki bu görünüşleri doğru kullanmayanlar veya kullanamayanlar doğanın emanetine ne derece sahip çıkabiliyorlar? Doğa’nın tasarımcısı Tanrıya karşı sorumluluklarını yerine getirmiş olurlar mı? Onlar için bir istisna var mıdır?

Aklın kendisi tam olarak nedir? Belli görünüşlerin bir araya gelerek oluşturduğu düzenli bir topluluk. Bu nedenle akıl kendi varlığını tasarlayabilecek, kademeler halinde tırmanış sağlayabilecek yeteneğe doğası gereği sahiptir.

Her yetenek belirli sınırlar içerisinde belli bir şeyi tasarlamak üzerine gelişmiştir. Ürettiği şeyleri kendine benzer şekilde üreten bir yetenek, kendisini tasarlayabilecek durumda demektir. Kulaklarımız bizlere sadece işitmemiz için verilmiş bir organ mıdır? İyi veya kötü olan ya da bunlarla hiçbir alakası olmayan şeyleri birbirinden ayırabilmemiz için verilmiştir. Şu durumda kendisi nedir? İyi. Yokluğu ise kötü. O halde iyi olan veya kötü olan bir hissin nasıl tasarlanıp, denetlenip karar verildiğini görebiliyor musunuz?

Bizler hata yapmış olmak ile yapmamak arasında büyük bir farka neden olabileceğini düşünüyoruz. Hata yapmaktan kaçınmak için düşünme sürecini yaşıyor gerekiyorsa fiili harekete geçerek oluşacak sonuçları bekliyoruz. Bu sonuçlar bize attığımız adımların neticesinde oluşmuş durumları tahlil etmemize olanak sağlayacak.
Ama ne zaman ki irademiz zayıflar, o zaman pineklemeye ve uyumaya başlarız; gördüğümüz her görüntüyü sorgulamadan kabul eder aklın doğal tasarısı dışına çıkarız. Çünkü gireceğimiz zararları hesaba katmamışızdır. Gözünüzün sizi aldatmasını hoşlukla karşılıyorsunuz. Kendinizi incitemiyor “ne yaparsam kendime yapıyorum zaten” diyorsunuz. Ama bir başkasının sizi aldatması karşısında kendinizi çok kötü hissediyorsunuz. İyiyle kötüyü ayırmak konusunda ne kadar baştan savmacı davrandığımızı anlamamız gerekiyor.


“Akıl, zâtıyla maddeden mücerret, fiiliyle maddeyle alâkadar bir cevherdir.”

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Cumhuriyetin Dış Politikasının Temelleri

Şeyh Bedrettin İsyanı