Bizans Kaynaklarında Türkler
Anayurt Asya'da başlayan milat tarihlerine dayanan benzeri az görülen yaşam serüveni; Türkler yeni yurtlar, yeni keşifler ve en önemlisi bağımsızlık duygularının ağır basmasından kaynaklı göçler gerçekleştirmiştir. Bu göçler, Türkler ve diğer devletler arasında farklı etkileşimleri beraberinde getirmiştir:
1) Türk kültür ve medeniyeti geniş alanlara yayılmıştır.
2) Türkler göç ettikleri yerlerde büyük ve güçlü devletler kurmuşlardır.(Avar, Avrupa Hun, Bulgar, Macar devletleri gibi)
3) Türkler gittikleri yerlerde yaşayan halklara tarımı,hayvancılığı ve maden işlemeyi öğretmişlerdir.
4) Türklerin çeşitli coğrafi bölgelere yayılmaları ve çok sayıda devlet kurmaları ,Türk tarihinin araştırılmasını güçleştirmiştir.
5) Bazı Türk kavimleri özbenliklerini kaybederek asimile olmuşlardır.
Moğolistan içlerinden başlayarak Hazar Denizi ile Ural-Altaylar arasında kalan ve tarihte Kavimler Kapısı olarak adlandırılan yol güzergâhı üzerinden gerçekleşmiştir. Hazar Denizinden başlamak suretiyle Karadeniz'in kuzeyinden Karpat Havzasını da içine alacak şekilde Transilvanya ovalarına kadar uzanan sahalarda cereyan eden yürüyüş, bu coğrafyanın kaderini de derinden etkilemiştir.
Öncelikle IV. asırda Hunların başlattığı bu tarihi adım Sabarlar, Kutrigurlar, Utigurlar ve VI. asırda Avarlar ile devam etmiştir. Daha sonraki dönemlerde bu toplulukları diğer Türk kavimlerinden Bulgarlar, Hazarlar, Peçenekler, Oğuzlar ve Kumanlar takip etmişlerdir. Doğu Avrupa'ya gelen Türkler bölgedeki diğer kavimlerle giriştiği mücadeleler sonucunda büyük kazanımlar elde etmişlerdir. Özellikle bu coğrafyada geçici olmadıklarını, bu sahalara yurt tutmak üzere geldiklerini hasımlarına kabul ettirmişlerdir. Dönemin güçlü devleti ve bölgenin hâkimi şüphesiz Bizans'tır. Uzun yıllara dayanan ve yerleşik hayatın gereklerini yerine getirmiş ve kurumları ile bunu devam ettiren bir yapıya sahip olan Bizanslılar, kısmen tanıdıkları Türkleri bu göçler sayesinde daha yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır
Roma ve daha sonra Bizans İmparatorluğu gönderdikleri elçiler ile Türkleri daha yakından izleme imkanı yakalamıştır. İslamiyet öncesi Türk tarihi üzerine yapılan çalışmaların yoğun olarak Bizans kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bununla beraber Türk tarihinin önemli kaynaklarının bir kısmını da Çin, Rus ve Arap kaynakları oluşturmaktadır.
Bizans Kaynaklarında Türkler
Ammianus Marcellinus: Ammianus Marcellinus IV. asır Antakya bölgesinden Orentes'li Roma tarihçisidir. Dönemin bir çok savaşına yüksek rütbeli subay olarak katılmış, bu tecrübelerini kaleme almaktan geri kalmamıştır. Ammianus Marcellinus'un Res Gestae adlı tarihi eseri Türk tarihi bakımından oldukça önemlidir.Bu eser Hunların Avrupaya dayandığı dönemleri anlatan ilk Roma kaynağıdır.Hunların, Avrupa içlerine ilerlemeleri, Gotları mağlup etmeleri, kendi iç yapıları hakkında enteresan bilgiler sunmaktadır.
Olympiodoros: Hunlara elçi olarak gönderilen Olympiodoros 407-425 yılları arasındaki olayları kaleme almıştır. Yazılan kaynakların hepsine ulaşılamamıştır. Ulaşılan kısımların da Hunların Trakya'ya hücum ettiklerinden bahsedilmektedir.
Philostorgios: Kapadokya'da doğmuş 20 yaşında İstanbula yerleşmiştir.12 ciltlik "Kilise Tarihi"ni kaleme almıştır. Avrupa Hunlarının Trakya'ya, Asya Hunlarının da Mezopotamya, Suriye ve Kilikya'ya olan hücumlarını anlatmaktadır.
Sokrates: 380 ile 440 yılları arasında yaşamış olan bir kilise tarihçisidir. Yedi kitaptan oluşan eserde Hunlarla Gotların savaşları, 430 yılındaki Burgudların Hunları mağlup etmesi ve 434'de Hun lideri Rua'nın ansızın ölümünden bahsedilmektedir.
Sergios: İstanbul patriği olan Segious ilahiler kaleme almıştır. Avarların 626 yılı İstanbul'u kuşatması ve Tanrının sayesinde İstanbul'un huzura kavuştuğu şeklindeki düşünceleri vardır.
Georgios Pisides: Ayasofya'nın ruhani memurlarından biri olan Pisides'in bir şiirinde uzun uzun Avarların İstanbul kuşatması, mücadeleler, savunmalar ve İstanbul'un mucizevî şeklindeki kurtuluşuna temas edilmektedir.
Joannes Laurentios Lydos: 554 yılında kaleme aldığı eserde Hunların 363 yıllarındaki Kafkasya akınlarına ve daha sonra Attila'nın hazinesinin bulunmasına dair bilgiler bulmak mümkündür.
1) Türk kültür ve medeniyeti geniş alanlara yayılmıştır.
2) Türkler göç ettikleri yerlerde büyük ve güçlü devletler kurmuşlardır.(Avar, Avrupa Hun, Bulgar, Macar devletleri gibi)
3) Türkler gittikleri yerlerde yaşayan halklara tarımı,hayvancılığı ve maden işlemeyi öğretmişlerdir.
4) Türklerin çeşitli coğrafi bölgelere yayılmaları ve çok sayıda devlet kurmaları ,Türk tarihinin araştırılmasını güçleştirmiştir.
5) Bazı Türk kavimleri özbenliklerini kaybederek asimile olmuşlardır.
Moğolistan içlerinden başlayarak Hazar Denizi ile Ural-Altaylar arasında kalan ve tarihte Kavimler Kapısı olarak adlandırılan yol güzergâhı üzerinden gerçekleşmiştir. Hazar Denizinden başlamak suretiyle Karadeniz'in kuzeyinden Karpat Havzasını da içine alacak şekilde Transilvanya ovalarına kadar uzanan sahalarda cereyan eden yürüyüş, bu coğrafyanın kaderini de derinden etkilemiştir.
Öncelikle IV. asırda Hunların başlattığı bu tarihi adım Sabarlar, Kutrigurlar, Utigurlar ve VI. asırda Avarlar ile devam etmiştir. Daha sonraki dönemlerde bu toplulukları diğer Türk kavimlerinden Bulgarlar, Hazarlar, Peçenekler, Oğuzlar ve Kumanlar takip etmişlerdir. Doğu Avrupa'ya gelen Türkler bölgedeki diğer kavimlerle giriştiği mücadeleler sonucunda büyük kazanımlar elde etmişlerdir. Özellikle bu coğrafyada geçici olmadıklarını, bu sahalara yurt tutmak üzere geldiklerini hasımlarına kabul ettirmişlerdir. Dönemin güçlü devleti ve bölgenin hâkimi şüphesiz Bizans'tır. Uzun yıllara dayanan ve yerleşik hayatın gereklerini yerine getirmiş ve kurumları ile bunu devam ettiren bir yapıya sahip olan Bizanslılar, kısmen tanıdıkları Türkleri bu göçler sayesinde daha yakından tanıma fırsatı bulmuşlardır
Roma ve daha sonra Bizans İmparatorluğu gönderdikleri elçiler ile Türkleri daha yakından izleme imkanı yakalamıştır. İslamiyet öncesi Türk tarihi üzerine yapılan çalışmaların yoğun olarak Bizans kaynaklı olduğunu görüyoruz. Bununla beraber Türk tarihinin önemli kaynaklarının bir kısmını da Çin, Rus ve Arap kaynakları oluşturmaktadır.
Bizans Kaynaklarında Türkler
Ammianus Marcellinus: Ammianus Marcellinus IV. asır Antakya bölgesinden Orentes'li Roma tarihçisidir. Dönemin bir çok savaşına yüksek rütbeli subay olarak katılmış, bu tecrübelerini kaleme almaktan geri kalmamıştır. Ammianus Marcellinus'un Res Gestae adlı tarihi eseri Türk tarihi bakımından oldukça önemlidir.Bu eser Hunların Avrupaya dayandığı dönemleri anlatan ilk Roma kaynağıdır.Hunların, Avrupa içlerine ilerlemeleri, Gotları mağlup etmeleri, kendi iç yapıları hakkında enteresan bilgiler sunmaktadır.
Olympiodoros: Hunlara elçi olarak gönderilen Olympiodoros 407-425 yılları arasındaki olayları kaleme almıştır. Yazılan kaynakların hepsine ulaşılamamıştır. Ulaşılan kısımların da Hunların Trakya'ya hücum ettiklerinden bahsedilmektedir.
Philostorgios: Kapadokya'da doğmuş 20 yaşında İstanbula yerleşmiştir.12 ciltlik "Kilise Tarihi"ni kaleme almıştır. Avrupa Hunlarının Trakya'ya, Asya Hunlarının da Mezopotamya, Suriye ve Kilikya'ya olan hücumlarını anlatmaktadır.
Sokrates: 380 ile 440 yılları arasında yaşamış olan bir kilise tarihçisidir. Yedi kitaptan oluşan eserde Hunlarla Gotların savaşları, 430 yılındaki Burgudların Hunları mağlup etmesi ve 434'de Hun lideri Rua'nın ansızın ölümünden bahsedilmektedir.
Sergios: İstanbul patriği olan Segious ilahiler kaleme almıştır. Avarların 626 yılı İstanbul'u kuşatması ve Tanrının sayesinde İstanbul'un huzura kavuştuğu şeklindeki düşünceleri vardır.
Georgios Pisides: Ayasofya'nın ruhani memurlarından biri olan Pisides'in bir şiirinde uzun uzun Avarların İstanbul kuşatması, mücadeleler, savunmalar ve İstanbul'un mucizevî şeklindeki kurtuluşuna temas edilmektedir.
Joannes Laurentios Lydos: 554 yılında kaleme aldığı eserde Hunların 363 yıllarındaki Kafkasya akınlarına ve daha sonra Attila'nın hazinesinin bulunmasına dair bilgiler bulmak mümkündür.
Yorumlar
Yorum Gönder