DEPRESYON

Depresyon, dünyadaki bir numaralı sağlık problemi haline geldi. Sıradan bir hastalık olan grip kadar yaygınlaştı.Grip bizi öldürmez ama depresyon öldürür. Yapılan çalışmalar son yıllarda ergenlerde ve çocuklarda bile intihar oranının yükseldiğini göstermektedir.

Eğer ciddi olarak depresyondaysak, her şeyin hep kötü olduğuna ve öyle kalacağına inanırız.Kendimizi değersiz ve dışlanmış hissederiz. Geleceği inşa etmeye koyulduğumuz da boşluklar,imkansızlıklar ve bitmeyen problemler baş gösterir. Bu karamsar düşünceler bizi umutsuzluğa düşürür. Bir noktadan sonra aşırı mantıklı gelen bu düşüncelerin esiri olur, ömür boyu sürecek hissi oluşturur.

Depresyonumuz aslında gerçeğin doğru algılanması değil, zihnimizde ki çarpıtmalara bağlıdır. Hep ya da hiç düşüncesi, mükemmeliyetçiliğin temelini oluşturur. Herhangi bir yanlış ya da hatadan korkarsak; çünkü, o zaman kendimizi başarısız, beceriksiz, yetersiz ve de­ğersiz hissederiz. Örneğin, hiç kimse bütünüyle zeki ya da tamamen aptal değildir. Aynı şekilde, hiç kimse her şeyiyle çekici ya da tamamıyla çirkin değildir. Oturduğunuz odanın yerlerine bakın şimdi. Mükemmel temizlikte mi? Her noktasında kir ve tozlar mı birikmiş? Ya da kısmen mi temiz? Bu evrende "mutlak" yoktur. Eğer ya­şantımızı "mutlak"lık sınırlarına doğru zorlarsak, sürekli bunalımda hissederiz.

Depresyondaki insanların gözlerinde devasa sorunlar vardır.Zeka,güç,popülerlik,çekicilik,sağlık açısından kendimizi yetersiz buluruz. Ailene,arkadaşına, sevgiline gösterdiğin olumsuz tepkiler ve duygular düşük özgüvenin doğurduğu zararlı sonuçlardır. Tebrik edilmemek ve onaylanmamaktan korkarız. Hata yapmak ya da başarısız olmanın felaket ile sonuçlanacağını inanırız. Bazen yetersiz ve iyi olmadığımız şeklindeki yanlış fikirleri dış dünyaya öyle bir pazarlarız ki bize herkes inanmaya başlar.Bize inananlar arttıkça davamızın son neferi gibi deprosyon'a sarılır, insanları mahçup etmemek için mücadele etmeye başlarız.

Duygularımızı gerçeğin kanıtı gibi algılarsak. Mantığımız, "Kendimi çok başarısız hissediyorum, o zaman ben başarısızım" şeklinde işler. Bu çeşit mantık yürütme yanıltıcıdır; çünkü, duygularımız düşüncelerimizi ve inançlarımızı yansıtmaktadır. Eğer bunlar çarpıtılmışsa, ki genelde öyledir, duygularımızın bir geçerliliği olamaz. Duygusal mantık yürütmeye bazı örnekler "Suçlu hissediyorum. Kötü bir şey yapmış olmalıyım", "Bunalıyorum ve çok umutsuzum. Sorunlarımın çözümü mümkün değil", "Kendimi yetersiz hissediyorum. işe yaramazın tekiyim", "Hiç havamda değilim. Gidip yatmalıyım", ya da "Sana kızgınım. Bu senin ahlaksızca davrandığını ve benden yararlanmaya çalıştığını gösterir." Duygulara göre mantık yürütme, neredeyse bütün depresyonlarda rol oynar. Her şey bize çok olumsuz geldiği için, gerçekten de öyle olduklarını varsayıyoruz.


Bilişsel Çarpıtmaların Tanımları 

1) YA HEP YA HİÇ DÜŞÜNCESİ: Her şeyi siyah ya da beyaz görüyoruz. Eğer performansımız mükemmelin altındaysa, kendimizi tamamen başarısız buluyoruz.
2) AŞIRI GENELLEME: Tek bir olumsuzluğu hiç bitmeyecek bir başarısızlık demekmiş gibi görüyoruz.
3) ZİHİNSEL FİLTRE: Tek bir olumsuz ayrıntıyı bulur onunla uğraşıp dururuz; gerçeğe bakışımız, bir damla mürekkebin tüm şişedeki suyu bulandırması gibi kararır.
4) OLUMLUYU GEÇERSİZ KlLMAK: Olumlu olayların şu ya da bu nedenlerden "sayılmaz" olmasında ısrar ederiz. Böylece günlük hayatımızla ters düşen olumsuz bir düşünceye kapılırız.
5) SONUÇLARA ATLAMA: Vardığımız sonucu destekleyecek kesin kanıtlar olmamasına rağmen olumsuz bir değerlendirme yaparız.
6) AŞIRI BÜYÜTME: (Felaketleştirme) ya da KÜÇÜLTME: Olayların önemini abartırız (beceriksizliğimiz ya da başkasının başarısı gibi), ya da minicik kalıncaya kadar küçültürüz (iyi özelliklerimiz ya da başkasının kusurları gibi). Buna "dürbün hilesi" de denir.
7) DUYGUSAL KARARLAR: Olumsuz hislerimizin aslında gerçeği yansıttığına inanırız. "Hissediyorum, o halde gerçek olmalı."
8) MELİ -MALI CÜMLELERİ:  Kendimizi -meli -malı'larla motive etmeye çalışırsınız.
9. ETİKETLEME VE YANLIŞ ETİKETLEME: Aşırı genellemenin uç halidir. Hatamızı tarif etmek yerine, kendimize olumsuz bir etiket yapıştırırız. "Ben beceriksizin tekiyim.'' Başka birinin hoşunuza gitmeyen davranışı karşısında "Kahrolası iğrenç herif" deriz. Yanlış etiketleme bir olayı çok renkli ve duygu yüklü bir dille anlatmayı içerir.
10) KİŞİLEŞTİRME: Kendimizi, aslında başlıca sorumlusu olmadığımız olumsuz bir olayın nedeni olarak görürüz.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Akıl Kendisini Nasıl Tasarlayabiliyor

Cumhuriyetin Dış Politikasının Temelleri

Şeyh Bedrettin İsyanı